Plaka Atina

Home / Plaka Atina


İnsanlar sokakta yürürken sadece önlerine bakar, kafalarını kaldırıp yukarıya bakan pek yoktur diye başladı rehberimiz Lila Patsiadou ve o anda onun başıyla beraber hepimiz yukarıya çevirdik başımızı. Ben o sürekli önüne bakanlardan hiç olmadım, gezmeyi sadece başka coğrafyalarda değil, kendi mahallemde de yaptığım için kafam hep sağda solda, aşağıda yukarıda aslına. O gün ise kafamı yukarı kaldırdığımda ilk gördüğüm o güzel limon ağacı oldu. Atina sokaklarında bolca turunç ve de bazen de limon ağacı görmek doğal. Limon ama nasıl limon, dopdolu bir ağaç, limonların sayısından dalların onları nasıl taşıdığını düşündüğüm ve bakmaya doyamadığım. Telefonumda o kadar çok limon ağacı fotoğrafı var ki. Bu güzelliklere ekrandan bile bakmak, o kokuyu hep burnuma getiriyor. Öyle güzel işte.

5 Ocak ve 2 Şubat 2019 tarihlerinde “Piraeus Bank Group Cultural Foundation” PİOP’un düzenlediği Plaka turuna katıldık. Tur, Atina 2018 Dünya Kitap Başkenti “Athens 2018 World Book Capital” kapsamında 1 Eylül 2018’den 6 Nisan 2019 tarihine kadar her ayın ilk cumartesi yani bu yazıdan sonra Mart ve Nisan aylarındaki tura katılabilirsiniz. Turun dilinin Yunanca olduğunu belirteyim ama yanınızda Alexios gibi Yunanca bileniniz varsa, hem tur rehberinin anlattıklarını aktarır size, hem de kendi Atina’sından notlar ekler. 🙂 Pekii niye iki kez katıldık tura çünkü ilk turun yarısını tamamladığımızda Atina’nın alışık olmadığı soğuğa biz de hazırlıksızdık ve turu yarım bırakıp kendimizi çay ile ısınabileceğimiz bir yere attık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tur malum kitap başkenti yılı kapsamında, o zaman bize rehberlik eden kitabı da buradan bulabilirsiniz. Kitabın yazarı Dionysis Zivas (Διονύσης Α. Ζήβας) 1928 doğumlu bir mimar. Arkeoloji ve mimari estetik ile ilgilenmiş. Hakkında araştırma yaparken Ankara’daki Estetik ve Görsel Kültür Derneği’nin web sitesinde “20. Yüzyılda mimarı estetik” ile ilgili bir yazısını da buldum.  “Aesthetics and Art in the 20th Century” kitabından.

  1. PIOP (Το Πολιτιστικό Ίδρυμα Ομίλου Πειραιώς) binası. 1801 yapım yılı. Tipik bir Osmanlı binası, küçük pencereli ve balkon sonradan eklenmiş. Yanındaki binaya baktığımızda hem daha yüksek tavanlı, hem de büyük pencereli olduğunu görüyoruz, neoklasik stili.

  1. Filomousou Etairias Meydanı (Πλατεία Φιλομούσου Εταιρείας), Filomousos Eteria 1813 yılında dönemin entellektüelleri tarafından kurulmuş. Amaç kültür varlıklarını korumak. O zamanlar Yunanistan’dan “batılı” ülkelere tarihi eserler kaçırılıyormuş.  Buradan birkaç kez geçmişliğim var ama ortada bir meydan olduğunu bilmiyordum. Etrafındaki kafelerin istilasına uğramış ve aradaki küçücük girişi görmeyip, içeride ne var diye bakmazsanız göremiyorsunuz. Atina için birkaç kez şehir planı çıkarılmış ama sürüp giden savaşlarla, şehir yıkılmış, tekrar yapılmış ve şehircilik adına pek birşey kalmamış.

 

  1. Haghia Aikaterini Kilisesi (Εκκλησία Αγίας Αικατερίνης) Artemis için yapılan bir tapınak üzerine 5. yyda kurulmuş ilk kilise, sonra başka bir kilise daha yapılmış ve 1767 yılından beri Sina Yarımadası’ndaki Haghia Aikaterini manastıra bağlı. O manastırdan Atina’ya gelenler bu kilisede kalıyormuş. Kubbenin  8li yapısı tipik bir  Atina kilisesi olduğunu gösteriyormuş. Atina’daki bir çok yapı gibi, bu kilisenin de yapımında eski tapınaklardan kalan parçalar kullanılmış. Kilisenin bahçesinde Roma döneminden kalmış sütunlar duruyor. Atina’da, Yunanistan’da nereyi kazarsanız tarihten parçalar bulmak olası. Kazı sırasında yetkililer gelip, kazıya devam edip edemeyeceğinizi söylüyorlar. Bu yüzden kazıları gece gizli gizli yapanlar ya da herhangi bir eser bulsalar da, yetkililere haber vermeyenler oluyormuş.

 

  1. Lysikrates Anıtı ve Tripodon Caddesi. O zamanlar Atina’da sanat önemli tabi ve sanatçıları destekleyen zengin Atinanlılar (choregoi) Akropol’ün hemen altındaki Dionysos Tiyatrosu’nda gösterilmek üzere yarışma olacağı zaman bütün masrafları bu kişiler karşılıyor ve sponsoru olduğu takım ödülü kazanırsa Tripodon Caddesi’ne bir anıt yaptırıp bunu sergiliyorlar. Günümüze sadece Lysikrates Anıtı ulaşmış, yani düşünün caddenin cakasını o zaman, sokak boyunca bunlardan onlarcasının sergilendiği anıtlar. Dionysos Festivali kapsamında yarışmalardaki ödül olan bronz tripodlarla dolu bir cadde.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonra 1669-1821 yılları arasında Capuchine Manastırı yapılmış oraya ve anıt da içinde kalmış manastırın ve manastırdaki rahipler kütüphane olarak kullanmış. Manastır Pire Limanı’na gelen gemilerden vergi alıyormuş. Ayrıca domatesi Capuchin kardeşler getirmiş Atina’ya 1818 yılında. 6 yıl boyunca Atinalılar domatesi süs bitkisi olarak kullandıktan sonra nihayet yemeye başlamışlar. Yunan salatasını sevenler, şimdi nasıl olur bu diye düşünüyorlardır. :)) Akdeniz mutfağının (pizza, salça vs) da vazgeçilmezi olan domatesin 16. yyda Güney Amerika’dan Avrupa’ya geldiğini de not edeyim buraya. Yunanistan Devleti, Lysikrates Anıtı’nı arkeolojik mirasları altına almak istediğinde, Fransızlar hayır burası bizim demişler Capuchin Manastırı’ndan dolayı ve en sonunda, Fransızlar’a anıtın karşılığı şu an Fransız Ensititüsü’nün olduğu alan verilmiş.

İki “lord”dan da bahsetmek gerek burada. Lord Elgin, hani Parthenon’daki mermerleri İngiltere’ye “götüren” lord. Bu anıtı da almak istemiş ama neyse ki başarılı olamamış. Diğer lord ise Elgin’in yaptıklarını tasvip etmemiş ve “​”If I am a poet, … the air of Greece has made me one.”” diyen şair Lord Byron.  O da manastırda bir süre kalmış. Şimdi Atina’da anıtı da var.  Vyronas semtinin adı da Byron’dan geliyormuş. Belediyenin simgesini tahmin edin.

Rehberimiz Avusturalya’da da bu anıtın bir kopyasının olduğunu söylüyor. Daha önce Atina’da görev yapmış bir subay, Avustutalya’ya çıkan tayininde bu sevdiği anıtı götürememiş ama aynısından oraya da yaptırmış. Çok güzel bir site ile karşılaştım rehberimizin gösterdiği eski manastır ve de kütüphanesi çizimini ararken Travelogues sitesine denk geldim. Site Yunanca, İngilizce ve Türkçe! Bir başka sitede ise çizer James Stuart ‘ın çizimlerini görebilirsiniz. Aşağıda solda manastırın bahçesini gösteren çizim de onun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Church of St. Nicholas Rangavas Ιερός Ναός Αγίου Νικολάου Ραγκαβά  Kiliseye soldan sağa bakarsanız, üç bölümden oluştuğunu fark edeceksiniz. İlk yapılan kilise,  3lü kilise yapıların altında bodrumda hep kalıntı. Kilisenin yanında mevlitler için kullanılan yerin bodrumuna inilebiliyor ve orada da bir çok arkeolojik kalıntı görünüyor. Bu bölgedeki tüm binaların bodrumunda durum aynıymış.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Sir Richard Church Evi. Osmanlılar döneminde yapılmış bir bina ama adı Sir Richard Church olarak kalmış çünkü o da, evi de farklı. Bir İrlandalı ama Yunanistan’a gönül vermiş, Yunan bağımsızlık savaşı sırasında Yunan Ordusu’nda savaşmış ve mezarı da Atina’daki birinci mezarlıkta. Evi, kapalı bir kule şeklinde bir bina. Üzerinde grafitiler var, çatısındaki süslemeler dışında o kadar sade ki, dikkat çekmesi sadece etraftaki binalardan farklı olması nedeniyle. Binanın bu şekli koruma amaçlı. Eskiden Atina pek tekin bir yer değilmiş ve çok saldırı olurmuş. Bu binanın ilerisinde Atina’nın en eski duvarlarından biri var. Nereden geldiği belli olmayan Eruli kabilesi Atina’ya saldırıp yerle bir yetmiş. MÖ 400-300 civarı. Atinalılar da alelacele bir duvar yapmışlar ve onun içinde yaşamışlar. Duvarın o kadar acele yapıldığı, ellerine en geldiyse koymalarından belli oluyor. Duvarın da içinde olduğu alan ile arkeoloji öğrencilerinin pratik yapması için kullanılıyor.

Bu vesileyle Filia Xilas Pattakou ve Linda Theodorou taradından hazırlanan “Athens First Cemetry in English” bloğundan da bahsedeyim. Richard Church ile ilgili sayfaya buradan erişebilirsiniz ama sadece o değil. Bu blog Atina’ya taşındığımızdan beri benim sık sık ziyaret ettiğim bir kaynak oldu. Yunanistan’ın tarihi ve kültürü ile ilgili çok şey öğrenebileceğiniz harika bir kütüphane gibi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. The Mansion of Benizelou (Το αρχοντικό των Μπενιζέλων)
    Atina’nın en eski konağı. Osmanlı döneminde bölgenin paşası yaşamış bu evde. Paşanın yaşadığı dönemde bir Fransız gezgin bölgeyi gezmek istiyor ve paşa izin verirken şunu soruyor, hangi gün ve saat kaçta gezeceksin? Sorunun nedeni ise gezgin Akropol’deyken evdeki kadınları görmesin diye kadınları pencereden uzak tutmak. Akropol ile evin uzaklığının 0,5 km olduğunu buraya not etmeden geçemeyeceğim…

Ev şimdi müze ama ödenek yetersizliğinden açık olduğu zamanı bulmak zor. Web sitesindeki fotoğraflar ve çoğumuzun Anadolu’da bol bol konak gezmiş olduğunu tahmin ederek, kafamızda canlandırmamıza yetiyor diye düşünüyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Church of St. Eleutherios(Άγιος Ελευθέριος) or Panagia Gorgoepikoos (Παναγία Γοργοεπήκοος Atina Katedrali’nin yanında minicik ilginç kilise. Klasik bir Atina kilisesi gibi görünse de, yapımında kullanılan parçalar açısından ilginç. Etraftaki bütün güzel parçaları toplamışlar ve özenle kilisenin yapımında kullanmışlar. Kilisenin içi sade. Dışına ise bak bak bitmiyor.  İstanbul’da doğmuş, eğitim almış, büyümüş Michael Choniates (Michael Acominatus), Atina’ya başpiskopos olarak atanır 1175 yıllarında ve 1204e kadar Atina’da kalır. Haçlı seferlerinin birinde bu kez Atina’yı Franklar istila etmiştir, Choniates papalığa destek vermez ve 1217ye kadar sürgüne gönderilir. Konumuza dönersem, Atina’ya geldiğinde tam bir hayal kırıklığı yaşar. İstanbul’u düşünün, imparatorluğun başkenti, o muhteşem şehir, edebiyattan sanata kadar her şey orada olup bitiyor. Choniates, eski Yunan edebiyatını yalayıp yutmuş, şiirler yazıp çeşitli konularda eserler vermiş bir entelektüel derken kafasında tüm bunlarla muhteşem Atina’ya geliyor ve hem entelektüel hem de birçok açıdan fakir bir şehir buluyor.

 

  1. 74ο Δημοτικό Σχολείο Αθηνών “Βασίλειος Καμπάνης” Rehberimiz de bu okulda okumuş. Binaya bakınca okul olduğu anlaşılmıyor.  
  1. National Bank of Greece Cultural Foundation Küçük pencereleri ile bize neyi çağrıştırıyor acaba? Güzel bir avlusu varmış, not alındı, içi de görülecek.

 

  1. Μουσείο Λαϊκής Τέχνης και Παράδοσης Angeliki Hatzimichalis’in (Αγγελική Κολυβά-Χατζημιχάλη) şimdi halk sanatı müzesi olan evi. Dışarıdan bakıldığında bir kilise zannettiğimiz eve girdiğimizde dünya değişiyor. Evin hangi detayına bakacağımı şaşırıyorum, ahşap işlemeler, Angeliki’nin halk sanatlarına dair çalışmaları, seramikler, kostümler… Tekrar gidilip detaylı incelenecek ve de okunacak. Angeliki hakkında bilgi bulabileceğiniz sayfa yine Atina’nın birinci mezarlığı blogu.

 

Atina eskiden nasılmış derseniz, burada bir video var.