Etna

Home / Etna


Etna

Aralık 2014

Erciyes Dağı’nı gördüğümde büyülenmiştim. Öyle heybetliydi ki, dorukları kar ile kaplıydı. Nisan ayında Çekül Vakfı’nın Sinan’a Saygı projesi kapsamında Ağırnas’a gittiğimizde, sadece uzaktan öyle bir bakmaya zaman kalmıştı. O ne bakıştı! : )

Hayatımda başka da yanardağ görmemiştim. Türkiye’de sönmüş olanlar vardı, coğrafya derslerinden adları aklımda (Ağrı Dağı, Nemrut, Süphan, Tendürek…) olarak gelmiştim Sicilya’ya. Daha uçaktayken Etna merhaba dedi. Neredeyse Erciyes kadardı, güzel görünüyordu tepesinde karlar ve parıldayan güneş ile.

Sonraki gün Guiseppe ve Rosana ile atladık arabaya ve çıktık Etna’ya. Yolda antreman için Etna’ya çıkan bir sürü bisikletli gördük. Çoğu bir noktaya kadar araçlarıyla gelip sonra başlıyorlar tırmanmaya.

Etna’nın yukarıda saydığım yanardağlardan farkı hala faaliyette olması! Biz gittiğimizde dumanlar çıkıyordu. İki sene önce İzlanda’da patlayıp bütün hava trafiğini alt üst eden Eyjafjallajökül (Alexios tek seferde söyleyebiliyor, ben yazana kadar birkaç kez baktım), Pompei’de izlerini bırakan Vezüv , Jun’un Bisiklet Gezgini’ne armağınıyla bisikletle yolculuk dükkanımızın duvarlarını süsleyen Fuji hala aklımdayken umarım biz oradayken puflamaz diyerek adımımızı attık katılaşmış lavların üstüne. Mars’ta yürümek gibiydi. Henüz Mars’a gitmedim ama gitsem bu kadar olurdu. : ))

1600lü yıllarda büyük bir patlama olmuş ve bütün Catania’yı yok etmiş. Etna’da tek bir krater yok. Crateri Silvestri ve Monti Rossi’ye çıktık biz. Sönmüş de olsa kraterin içinde olmak bile beni ısıttı! 20 yil kadar önce Alexios Etna’ya geldiğince Silvestri’den kükürt kokulu buhar çıkıyormuş. 2001de büyük bir patlama olmuş ve yolları kapatmış. Durmadan binalar, arabalar yapmaya devam ediyoruz ama doğa karşısında aslında hiçiz.

Ek:  Ziyaretimizden 10 gün kadar sonra Guiseppe’den haber geldi. Biraz puflamış Etna! Son iki fotoğraf ondan.


Önceki yazı                                                                                              Sonraki yazı