Şehirden, büyük şehirlerden çıkmak ya da tam tersi o güzel yollardan sonra şehrin yoğun trafiğine girmek, o büyük yolları geçmek bisikletlileri hep zorlar. Rentrooms’da karşılaştığımız Hamburg’dan Selanik’e bisiklet yolculuğu yapan Tilmann, bir yıl kadar Mexico City’de yaşamış. O orayı anlatırken, biz de İstanbul çıkışlarını anlattık ve bugün Selanik’ten çıkış sırası geldi. Selanik tabii ki çok büyük bir şehir değil ama bilmediğimiz bir çıkışta küçük yollar bulmak için haritanın her santimetresini inceliyor ve Selanikli arkadaşlarla konuşuyoruz. Pazar sabahı olması lehimize, az araba ve bol bisiklet görerek Selanik’ten çıkıyoruz.

Eğer kuzeyden Selanik’e geliyorsanız Panorama üzerinden geliyorsunuz. Evet, tırmanıyorsunuz ama değiyor. Arabaların kullandığı, otoyolu şehre bağlayan Derveni yolunu kullanmıyorsunuz. Biz bu yolun yanındaki eski yolu kullanarak çıktık Selanik’ten.
Lagyna köyüne kadar tırmanıyoruz. Alexios, eskiden bu köye gelip içme suyu aldıklarını anlatıyor. Çeşmeden su almak için durduğumuzda muhabbet başlıyor, nereden geliyorsunuz nereye gidiyorsunuz derken eskiden bisikletle yarıştığını ve şimdi 80 yaşında köyden Selanike’e kadar yürüyerek gidebileceğini söylüyor. 15 km kadar bir mesafe bu. Mutlu oluyoruz, dünya bu kadar hareket etse, bir çok sorun çözülür sanki…



Akşam Kerkini Gölü yanındaki Chrisohorafa köyünde kalıyoruz. Köyde kaldığımız otelin sahibi Nikos bizi akşamki film gösterimine davet ediyor. Haftada bir gün, köydeki çocuklar için çizgi film gösterimi yapıyorlar. Her seferinde ayrı bir ailenin bahçesinde buluşup perdeyi kuruyorlar, çocuklar kaynaşıyor, cipsler ve kekler havalarda uçuşuyor. Asıl önemlisi o çocuklar her film ile dünyayı şimdiden keşfetmeye başlıyorlar. O akşam Coco’yu izliyorlar. Meksika’yı anlatan ve izlemenizi önerdiğimiz bir çizgi şenliği. 🙂