Dünyayı görmek istiyoruz, insanlarını, coğrafyasını, yemeklerini, renklerini, ağaçlarını, seslerini, gün doğumlarını vs vs. Bir yere gitmeden, orayı anlamak, tanımak imkansız! Kulaktan duymaları bırakın artık. Gidin insanlara dokunun. Tanıdıkça, ne kadar benzer olduğumuzu görüyoruz. Farklı diller belki ama gülüşler aynı.
Bunun bir çok yöntemi var. Biz bildiğiniz gibi bisiklet ile olanı tercih ediyoruz. A noktasından B noktasına giderken yoldaki ayrıntıları görmek istiyoruz. Bisiklet hızında bu mümkün. 🙂 Daha yavaş olmak istediğimiz yerlerde ise yaya oluyoruz.
Bu sene sadece on günümüz var yolculuk için (Ağustostaki mini İsviçre-Almanya-Hollanda’yı saymazsak). Dönüşte bisikletle yolculuk dükkanımızı taşıyacağız, bu da bir yolculuk sayılır!! Rotaya karar verirken dikkat ettiklerimize buradan ulaşabilirsiniz. Madem bu kadar kısa bir vaktimiz var ki bisiklet yolculuğunda vakit en önemlisi! Acele etmeden, gidilen yeri adım adım tanımak. Coğrafya öğretmenimi buradan sevgi, saygı ve minnettarlıkla anıyorum. Kendisi ilgili konuyu anlatırken, “gidin bakın” derdi ve öyle güzel anlatırdı ki. Gidip bakıyorum öğretmenim ve çok şey öğreniyorum! 😉
Haritada dolaşırken, uzakta hiç gitmediğimiz yerlere bakıyoruz. Orta Asya’da bir göl görünüyor. Dünyanın en büyük ikinci krater gölü olduğunu öğreniyoruz. Issyk, sıcak demekmiş; Kul da göl. Sıcak? Yüzebilir miyiz? Eylül sonunda bölgedeki hava sıcaklıklarına bakıyoruz… Bişkek 10-25°C arasında, biz şehirde olmak istemiyoruz, dağlar biraz daha soğuk olur. Ona göre hazırlığımızı yapalım ve yüzmeyi de deneyebiliriz!
Bu seferki önceliğimiz kalabalık bir yer olmaması. Orta Asya deyince İç Anadolu, bozkır canlanıyor ama göl de var, üstelik ikimiz için de vizeye gerek yok. Seçil Kırgız Türkçesi’ni merak ediyor, Alexios ise SSCB’den kalanları. O zaman hemen uçak biletlerine bakıyoruz ve Pegasus’ta uygun biletler buluyoruz. 5,5 saatlik uçuş uyumak için fırsat!
Önceki yazı Sonraki yazı
